Organ Bağışından Nasıl Vazgeçilir?
—
Bir Karar Anı
Kayseri’nin o soğuk akşamlarından birindeydim, ellerim titriyor, zihnimdeki karmaşadan kaçmak için dışarı çıkmaya karar verdim. Geceyi seviyorum. Özellikle bu saatlerde, bir şeyleri düşünmek için en doğru zaman gibi geliyor. Hava buz gibi, ama kalbimdeki boşluk ısındıkça dışarısı daha da soğuklaşıyor. Birkaç gündür kafamda dönen düşünceleri yerleştirecek bir yer arıyorum.
İçimdeki karmaşa, geçen hafta duyduğum bir habere dayanıyor. Bir arkadaşım, organ bağışından vazgeçmek için başvuruda bulunduğunu söyledi. Bu konuşma bana, yıllar önce verdiğim kararı hatırlattı. Organ bağışına evet demiştim, çünkü ben de bir gün birinin hayatını kurtarmak istedim. Ama şimdi içimdeki o “belki” düşüncesi, başkalarına vereceğimiz bir parçanın ne kadar önemli olduğunu sorgulamama neden oluyor. Hani bazen bir şeyler doğru gibi gelir ama zamanla o doğruyu sorgulamaya başlarsın ya… işte tam olarak böyle bir şey.
Bir Anın İçindeki Bütün Duygular
Düşüncelerim hızlı bir şekilde birbirini takip ediyor. Bir hafta önce, annemle kahvaltı yaparken bu konuyu açtım. O, yıllar önce organ bağışı kartını almış biri olarak, bu kararımın ne kadar önemli olduğuna dikkat çekmişti. Ama bir de başka bir açıdan bakıyordu: “Ya bir gün senin organların birilerine verilirse, ama senin istemediğin biri o organları alırsa?” Bu soru, içimdeki bir kapıyı araladı. O anda kalbim sıkıştı, bir an donakaldım. Evet, organ bağışının değerini biliyorum ama birinin hayatını kurtarmak için tüm vücudumdan bir parça vermek, ruhsal olarak ne kadar güçlü bir adım? Ne kadar doğru?
O sabah, annemin söyledikleriyle biraz daha duygusal bir hale geldim. Artık organ bağışı hakkında düşüncelerim o kadar net değildi. Bir şeylerin değiştiğini hissediyorum. İkilemdeyim. Ama içimdeki ses, ne kadar düşünsem de, bir kararın kesin olması gerektiğini söylüyor. Organ bağışına karar veren biri olarak, vazgeçmek ne kadar zordu? Neredeyse tüm yaşantımı bir bakıma şekillendiren bu düşünceden nasıl vazgeçebilirim? Fakat bir şey daha fark ettim: Belki de doğru zaman gelmemişti, belki de bu düşüncelerim, bana özgürlükten çok bir yük gibi gelmeye başlamıştı.
Kaybedilen Umut
Geçen gün, bir sabah uyanıp, bir yandan kahvemi içerken, bir yandan telefonumda kayıp bir organ nakli duyurusu gördüm. İçim bir tuhaf oldu. Birinin hayata tutunabilmesi için sadece bir organın ne kadar önemli olduğunu düşündüm. Ama bir yandan da bu duyuruyu görmek, kalbimi biraz kırdı. Çünkü bir zamanlar bu durumu sadece bir “yardım” olarak görüyordum, ama şimdi yardım etmekten çok, bir şeyimi kaybetme düşüncesi beni paralıyor. Belki de kaybedilecek bir organ, bir bedenden çok daha fazlasıdır. Bir hayal kırıklığı mı? Hayır, daha çok bir kırılma anı.
Birkaç gündür düşündüm; “Ya bir gün organlarım birilerinin yaşaması için kullanılırsa?” Gerçekten nasıl hissederim? Bir organın kaybı, bir insanın kaybı gibidir. Hem de büyük bir kayıp. Bu düşünceler içimi karartırken, annemin daha önce söylediği o cümle aklıma geliyor: “Bu kararı verirken, ruhunu da düşünmelisin.”
Vazgeçme Zamanı
İşte bu an, her şeyin değişmeye başladığı andı. Belki de ilk defa gerçekten ne hissettiğimi anlamaya başladım. İçimde biriken korku, kaybetme korkusu, endişe… Belki de bir organ bağışı, hayat kurtarmanın ötesinde, bambaşka bir sorumluluk duygusu yaratıyordu. Artık kalbimde farklı bir şey hissediyorum. O eski heyecan, yerini bir huzursuzluğa bırakmıştı. Bu yüzden, organ bağışım hakkında düşündüklerimi netleştirmem gerekiyordu. “Vazgeçmeli miyim?” diye düşündüm. Cevap, aslında çok daha basitti: Evet.
Bunu başarmanın, duygusal olarak kendimi nasıl hissettiğimi net bir şekilde anlayarak, huzur içinde kabul ettim. Organ bağışımın kaydını sildim. Bunu yapmak, belki de bir kayıp değil, tersine bir özgürlük momenti gibiydi. Bu özgürlük, birinin hayatını kurtarmak için bir şeyimi vermek zorunda hissetmemekti.
Şimdi bir karar verdim: Vazgeçiyorum. Bu düşüncelerin beni ele geçirmesine izin vermek istemiyorum. Benim için doğru olan bu. Bunu yapmak, kendime dair bir güvenceydi. Belki bir gün bir başka karar alırım, ama şu an için bu, içimi rahatlatan bir şey.
—
Sonuçta…
Bir insanın içsel çatışması, sadece bir “karar” anı değildir; bazen, doğru olabileceğini düşündüğün şeyin, seni nasıl hissettirdiğine de bakman gerekir. Bu, her zaman çevrendeki başkalarına göre değil, sadece senin için en doğru olanıdır. Organ bağışından vazgeçmek, bir anlamda kalbinin sesini dinlemekti. Bu karar, bana bir özgürlük sağladı. Belki de doğru zaman gelene kadar, duygularınla barış içinde kalmak en iyisiydi.