Tabi Edilmek Ne Demek? İçsel Bir Anlam Arayışı
İstanbul’un kalabalık caddelerinde yürürken, bir arkadaşımın “Tabi edildim” dediğini duydum ve bir an duraksadım. Bu sözcüğü ne zaman duysam, hep bir şekilde kafamda çevirip dururum. Tabi edilmek ne demek, aslında hep sormadım. Sadece kulağa biraz mistik bir şey gibi gelirdi. Şimdi ise, bir yazı yazmaya başladım ve bu kelimeyi tekrar düşündüm. “Tabi edilmek” ne demek, gerçekten? Hani, bazen bir kelime öyle bir yerden gelir ki, hayatına derinden dokunur. İşte benim de o anım bu oldu. O zaman dedim ki, hadi bu soruyu derinlemesine irdeleyelim, bakalım ne çıkar. Ama tabii, önce biraz geriye gitmemiz gerek.
Tabi Edilmek: Geçmişten Bugüne
“Tabi edilmek” kelimesi, aslında kulağa eski bir deyim gibi geliyor değil mi? Ama kesinlikle yanlış. Kelime kökeni itibariyle çok derin bir anlam taşıyor. Tabii kelimesi, aslında “bir şeyin içeriğine girmek” ya da “bir şeyin gerekliliğine uymak” anlamında kullanılırken, “edilmek” ise bir durumu deneyimlemek ya da bir şekilde etkilenmek anlamına gelir. Yani, tabi edilmek demek, bir şeyin ya da bir durumun içinde var olmak, ona yönelmek, ona uygun şekilde hareket etmek demektir.
Tabii edildim demek, aslında kişinin, çevresindeki durum ya da ilişkiler tarafından şekillendirilmesi, onlara uygun şekilde davranmaya zorlanması anlamına gelir. Bu, bazen istem dışı gerçekleşen, bazen ise bilinçli bir tercih olabilir. İnsan, bazen kendi kimliğinden ya da duygularından ödün vererek, dışarıdan gelen bir baskıya uygun şekilde davranır. Ama işin garip tarafı, kişinin bu baskıyı kabul etmesi, tabii edilişi adeta bir içsel kabullenmeye dönüşür.
Tabi Edilmek: Bugün Ne Anlama Geliyor?
Peki, bugün “tabi edilmek” kavramı neyi ifade ediyor? Şu an hayatımda sürekli karşılaştığım bir kelime haline geldi. Bu kelime, günlük hayatta insanlar arasındaki ilişkilere, toplumsal baskılara, iş yaşamına kadar her alanda karşımıza çıkıyor. Mesela iş yerinde, patronların taleplerine uymak ya da sosyal medya fenomenlerinin “görünüşe göre mutlu olan” hayatlarını kopyalamaya çalışmak gibi… Bunların her biri, bir tür tabi edilme durumudur. Toplumun standartlarına, belirli bir düzenin gereksinimlerine “uyma” halidir. Peki, bu bir tür bağımlılık mı? Yoksa kendimizi bulma yolunda bir kayboluş mu? İşte burada işler biraz karmaşıklaşıyor.
İstanbul’da yaşamanın getirdiği karmaşa, sürekli bir “tabi edilme” baskısı yaratıyor. Çevremdeki çoğu kişi, sosyal medyanın etkisiyle hep “güzel”, “ideal” olmak zorunda hissetmiyor mu? Her şey mükemmel görünmeli, her an “kendi” gibi olmalı. Bir anlamda herkes, başkalarına göre bir rol model olmaya çalışıyor. Herkes, başkalarının isteklerine göre şekil alıyor. Bunu bir arkadaşımın durumunda da gördüm. Sürekli olarak başkalarının onayını almak, beğenilmek için sosyal medya paylaşımlarında “tabi ediliyordu”. Peki, gerçek kimlik nerede kaldı?
Tabi Edilmenin Zararları ve Önüne Geçmek
Tabii edilmek, bazen kendimizi kaybetmemize neden olabilir. Kişisel deneyimlerime bakarak, sürekli başkalarının beklentilerine uygun hareket ettiğimde, zamanla kendimi kaybettiğimi fark ettim. Hadi itiraf edeyim, sosyal medya dünyasında bir influencer olma hayalleri kurduğum zamanlar bile oldu. Ama sonra şunu düşündüm: Gerçekten bu hayat bana ait mi? Bu hayatı yaşıyor muyum, yoksa başkalarının düşüncelerinin gölgesinde mi sürüklüyorum?
Bir arkadaşım da benzer şekilde bir şirkette çalışıyor, sürekli olarak üstlerinden gelen talimatları yerine getiriyor. Geceleri ise başka bir hayat var; sosyalleşiyor, eğleniyor, ama aslında o hayat da dışarıdan gelen etkilere, “tabi edilme” durumuna dayalı. İstediği şey, bazen diğerlerinin beklentilerine uymak oluyor. Durumları değerlendirince, tabi edilmenin etkisi, bir noktada içsel çatışmalara yol açabiliyor. İnsan kendi yolunu bulmalı, kendine özgü bir hayat kurmalı, yoksa ne kadar başarılı olursa olsun, içsel huzursuzluk devam eder.
Tabi Edilmekten Kurtulmanın Yolları
Tabii edilmekten kurtulmak aslında mümkün. Bunu ilk kez fark ettiğimde, içimde büyük bir rahatlama hissettim. İlk adım, başkalarının düşüncelerinden bağımsız şekilde düşünmeyi öğrenmekti. Kimseye “bunu yapmalısın” ya da “bunu tercih etmelisin” gibi baskılar altında olmadan, kendi isteğimi ve seçimimi keşfettim. Kendime daha fazla vakit ayırarak, ne istediğimi netleştirmeye başladım. Kendi kararlarımı, başkalarının etkisi olmadan vermek, “tabi edilmek”ten kaçmanın en etkili yolu oldu. Bu, bazen yalnız kalmayı gerektiriyor. Ama o yalnızlık, aslında kendi kimliğimi yeniden bulmamı sağladı.
Bununla birlikte, “tabi edilmek” durumuna maruz kalan diğer insanlar için empati göstermek de önemli. İnsanlar bazen, yaşam şartları nedeniyle bu durumu yaşamak zorunda kalabiliyor. Ancak önemli olan, birinin “tabi edilmesi” durumu fark ettiğinde, o kişi nasıl bir adım atmalı, bunun üzerine düşünmesidir.
Tabi Edilmek ve Gelecek
Gelecekte, tabi edilmek durumu değişebilir mi? Tabii, toplumda daha fazla bireysellik ve özgürlük savunulduğu bir dönem de olabilir. İleriye dönük, dijitalleşen dünyada, insanların birbirlerinden bağımsızlaşması artabilir. Herkes kendi yolunu bulmaya çalışacak, belki de “tabi edilme” kavramı zamanla azalacak. Ama bir yandan da sosyal baskılar ve toplum normları her zaman var olacak gibi görünüyor. Belki de bu kavram, sürekli evrilen bir kavram olarak yaşamaya devam edecek. Zaman ne gösterir, bilmiyorum. Ancak ben kişisel olarak, kendi yolumu bulmayı hedefliyorum. Tabii edilmeden, kendim gibi yaşamayı öğrenmek. Çünkü sonunda insan, her şeyin başkaları için değil, kendisi için önemli olduğunu fark ediyor.