Adana Denince Aklımıza Ne Gelir? Adana denince aklımıza bir çok şey gelir; sıcağı, kebabı, sokakları, insanları, hatta belki de o hafif sıcak esintiyi her an hissedebileceğimiz o nostaljik sokaklar… Peki, sadece bunlar mı? İşin içine veriler girdiğinde, Adana’nın kimliğini daha da derinlemesine anlayabiliyoruz. Ben, bir Ankara’lı olarak Adana’yı her ne kadar sadece tatile gidilen, kebap yenilen bir şehir olarak bilsem de, verilerle tanıştıktan sonra bu şehre bakışım değişti. Adana, kültüründen ekonomisine kadar gerçekten çok yönlü bir şehir. Adana’nın Sıcaklığı ve İnsanları Adana denince akla ilk gelen şey kuşkusuz sıcağıdır. 40-45 derece sıcaklıklar yazın Adana’nın her noktasına damgasını vurur. Ama bu…
Yorum BırakKategori: Makaleler
Gülbank hangi tasavvufi? sorusunu yanıtlamadan önce kavramı netleştirelim: Gülbank, Farsça kökenli bir terim olarak “gül sesi” anlamına gelir ve İslâm tasavvufunda belirli ritüel ve törenlerde topluca makamla okunan dua ya da ilahiler için kullanılır. Mevlevîlik, Bektaşîlik ve Halvetîlik gibi tasavvufi yolların zikir ve âyinlerinde gülbank çekilen dualar yoğun bir biçimde yer alır. Gülbanklar, toplumsal ibadet ritüellerinin hem birlik duygusunu hem de medeniyetin kolektif inanç kodlarını güçlendiren öğelerdir. ([ Aşağıda, bu tasavvufi ritüelin siyaset bilimi açısından nasıl okunabileceğine dair kapsamlı bir analiz sunuyorum — iktidar, kurumlar, ideolojiler, meşruiyet, yurttaşlık ve katılım eksenlerinde. Giriş: Bir Duaların Siyaset Bilimi Okuması Toplumsal ritüeller sadece…
Yorum BırakGeçmişin tozlu sayfalarını karıştırırken bazen karşımıza çıkan eserler, yalnızca bir yaratımın değil, bir dönemin toplumsal, kültürel ve psikolojik izlerini de taşır. Gulyabani, Türk sinema tarihinin erken dönemlerinden günümüze kadar gelen bir figür olarak, yalnızca korku türünde bir yapım değil; toplumsal değişimleri, kültürel kaygıları ve korku anlayışının evrimini okumak için de bir pencere sunar. “Gulyabani ne zaman yapıldı?” sorusu, aslında sadece bir tarih sorusu değil; geçmişin bugüne nasıl aktarıldığını ve korku anlayışımızın nasıl şekillendiğini anlamak için bir başlangıç noktasıdır. Gulyabani’nin Ortaya Çıkışı: Erken Dönem Türk Sineması 1920’ler ve 1930’lar: Sinemanın İlk Adımları Türkiye’de sinema, Osmanlı’nın son döneminde tanınmaya başlamış, Cumhuriyet’in ilanıyla…
Yorum Bırak2023 İnfaz Düzenlemesi Var mı? İstanbul’dan Bir Genç Blog Yazısı İstanbul’da yaşıyorum, 27 yaşındayım. Gündüzleri ofiste bilgisayar başında raporlarla boğuşuyorum, akşamları ise blog yazıyorum. İşin ilginç tarafı, bazen kendi kafamda işlediğim gündelik rutinlerle ülke gündemini birbirine karıştırıyorum. Geçen gün aklıma geldi: “2023 infaz düzenlemesi var mı?” diye kendi kendime sordum. Hani bazen televizyon haberlerini izlerken ya da sosyal medyada bir tartışmaya denk geldiğinizde bu soru ister istemez aklınıza geliyor. Ben de merakımı biraz derinleştirdim ve düşündüklerimi, gözlemlerimi paylaşmak istiyorum. İnfaz Düzenlemesinin Geçmişi Hatırlıyorum, üniversitedeyken arkadaşlarla oturup hukuk ve adalet üzerine sohbet ediyorduk. O zamanlar infaz düzenlemeleri biraz soyut geliyordu; kanun…
Yorum Bırak1 ADR Ne Demek? Geleceğe Dair Vizyoner Bir Bakış Günümüzün hızla gelişen dünyasında, her yeni teknoloji ve kavram, bize hem bir fırsat hem de bir belirsizlik sunuyor. Birçok yeni terim, hepimizin hayatında bir yer edinmeye başlıyor ve bu terimler genellikle hızla popülerleşiyor. Bugün, birçoğumuzun daha yeni duyduğu ama gelecekte hayatımızın her anına etki edebilecek bir terimle karşınızdayım: 1 ADR. Peki, 1 ADR ne demek ve bu kavram önümüzdeki 5-10 yıl içinde hayatımızı nasıl şekillendirebilir? İşte bu sorunun peşinden gitmek ve kendi hayatımdan örneklerle geleceğe dair tahminlerde bulunmak istiyorum. 1 ADR Nedir? 1 ADR, “1 Average Daily Rate” (1 Ortalama Günlük…
Yorum BırakBelladon Ne Demek Tıpta? Edebiyatın Merceğinden Okumak Kelimeler, bazen basit bir tanımın ötesine geçer; bir kelimeyi duyduğunuzda zihninizde beliren imgeler, çağrışımlar ve duygular, onu sadece bir kavram değil, bir deneyim haline getirir. “Belladon” tıp literatüründe genellikle Atropa belladonna bitkisini işaret eder; zehirli ve aynı zamanda tedavi edici özellikleri olan bir bitkidir. Ama edebiyat perspektifinden bakıldığında, belladon kelimesi yalnızca bir bitkiyi değil, ölüm ve yaşam, tehlike ve arzu, gizem ve bilgelik gibi karşıt temaları aynı anda çağrıştıran bir simgeye dönüşür. Anlatı teknikleri ve semboller, bu kelimenin edebiyat dünyasında nasıl bir dönüşüm geçirdiğini anlamamıza aracılık eder. Kelimenin Gücü ve Anlatının Dönüştürücü Etkisi…
Yorum Bırak“Allah Kimleri Doğru Yola İletmez?” ve Pedagojik Perspektiften Öğrenme Öğrenmenin dönüştürücü gücü, bazen bir kitabın sayfalarında, bazen de hayatın küçük deneyimlerinde kendini gösterir. İnsanlar, öğrenme yolculukları boyunca sadece bilgi edinmekle kalmaz; aynı zamanda değerleri, inançları ve davranışları da şekillenir. “Allah kimleri doğru yola iletmez?” sorusu, çoğu zaman dini bir çerçevede tartışılsa da, pedagojik bir bakış açısıyla ele alındığında öğrenme süreçleri, öğretim yöntemleri ve toplumsal etkileşimlerle doğrudan bağlantılıdır. Bu yazıda, öğrenmenin psikolojik, sosyal ve teknolojik boyutlarını keşfederek, bireylerin doğru yola ulaşma kapasiteleri ile öğrenme deneyimleri arasındaki ilişkiyi inceleyeceğiz. Öğrenme Teorileri ve Bireysel Farklılıklar Öğrenme sürecini anlamak için ilk adım, bireysel farklılıkları…
Yorum BırakHayat Sigortası Ölünce Kaç Para Veriyor? Hayat sigortası… Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu diyeceksiniz ama durun bir dakika. Hani şu hayatımızı garanti altına almak için almayı düşündüğümüz, belki de bir gün ihtiyacımız olacağını düşündüğümüz ama çoğu zaman “Ya, ben sağlıklıyım, ne gerek var!” diye kafamıza takmadığımız sigorta. Ama ne oluyor? İyi günde “Hadi ama bu sigorta ne işimize yarayacak ki” diye düşündüğümüz, kötü günde ise “Bunun sayesinde hayatımı garantiye aldım” diyeceğimiz bir şey. Sigorta Konusunda Ciddiyet Bir gün derken, kimse ölümü beklemez tabii. Ama işler garip. Ölüme bir sigorta ile bakınca, dünya birdenbire başka bir yer haline geliyor.…
Yorum BırakGalat Söz: Edebiyatın Derinliklerine Yolculuk Kelimeler, insan ruhunun en eski ve en güçlü ifade biçimidir. Bir anlatıcının elinde basit bir kelime, bir çağrışım veya bir sembol, bir dünyayı kurabilir ya da bir insanın içsel çatışmalarını dile getirebilir. Edebiyat, kelimelerin gücünü ve dönüştürücü etkisini keşfetmek için var olan bir sanat dalıdır. Kelimeler aracılığıyla insan doğasının, toplumsal yapının ve kültürün en derin sırlarına yolculuk yapılır. Bir kelimenin taşıdığı anlam, sadece dilbilimsel bir tanım olmanın ötesine geçer; duygularımızı, düşüncelerimizi ve kimliğimizi şekillendirir. Bu yazıda, “galat söz” kavramını edebiyat perspektifinden ele alacak, edebiyatın dil ve anlatı üzerindeki etkisini derinlemesine inceleyeceğiz. Galat Söz Nedir? Galat…
Yorum BırakAntarctica Kime Ait? Bir Sosyolojik Bakış Bazen, üzerinde düşünmeye değer bir soru gündeme gelir: “Antarktika kime ait?” Bu, sadece bir bölgenin ya da coğrafyanın mülkiyetiyle ilgili bir soru değil, aynı zamanda sahiplik, güç, kültür ve toplumların normlarıyla ilgili daha derin bir meseleyi gündeme getirir. Antarktika, dünya üzerindeki en uzak, en zorlu ve en az keşfedilmiş bölgelerden biri. Ancak bu soğuk kıta, yalnızca buzla kaplı bir alan değil, aynı zamanda uluslararası anlaşmalar, devletler arası ilişkiler, kültürel kimlikler ve güç mücadeleleriyle şekillenen bir toplumsal yapıdır. Bu yazıda, Antarktika’nın kime ait olduğu sorusunu sadece coğrafi bir mesele olarak ele almayacağız. Onun yerine, toplumsal…
10 Yorum